
-Klasikleşen bir soru ama Ahmet Çakır kimdir?
5 Ocak 1952'de Kastamonu'da doğdum. 1960'ta ailesiyle İstanbul'a geldim. 1968 yılında Sultanahmet Ticaret Lisesinde öğrenimi bıraktım. Askerlik dönüşü TRT İstanbul Radyosunda çalışmaya başladım. 1978'de Beyoğlu Akşam Ticaret Lisesini, 1982'de de Basın Yayın Yüksek Okulunu bitirdim.
1984'te TRT'den ayrılıp Günaydın, Hürgün, Hürriyet, Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl, Saabah-Fotomaç ve Radikal gazetelerinde çalıştım. Halen Zaman gazetesinde spor yazarı olarak çalışıyorum.
1980 yılında Sansür konulu araştırmayla Yunus Nadi ödülü kazandım. 1982'de Dostun Ölümü adlı öykü kitabım Akademi Kitabevi ödülünü aldı ve Varlık Yayınları arasında çıktı.
Çok sayıda radyo oyunu yazdı ve uyguladım. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanını sahneye uyarladım ve bununla ödül kazandım. Oyun, Prof.Dr. Özdemir Nutku tarafından İzmir'de sahnelendi.
Çeşitli tarihlerde Türkiye Spor Yazarları Derneği ödülleri aldım. 2001 yılında Sansür konulu incelemesiyle 2003'te de spor köşeyazısı dalında yılın gazetecisi ödülünü kazandım. 2002'de Karaman Valiliği Koordinasyonunda Kültür Bakanlığı, TRT, Gazi Üniversitesi gibi kuruluşların ortak kararıyla 'spor basınında Türkçeyi en iyi kullanan yazar' ödülüne layık görüldüm.
Evli ve 1 çocuk babasıyım; halen Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Sekreteri olarak da görev yapıyorum.
Ahmet Çakır'ın yayınlanmış kitapları:
- Dostun Ölümü, Öykü kitabı, 2.baskı 2008, Yalın Ses Yayınları
- Fatih'in Aslanları Futbolun Vatanında (1996), Kendi Yayını
- Türk Futbolu Avrupa Zirvesinde (2000), Kendi Yayını
- O Bir İmparator (2000), Altın Kitaplar
- Milli Takım ve Dünya Kupası (2002), Altın Kitaplar
- 100 Yılın Aslanı (2007), Kendi Yayını
- Türk Futbolu Avrupa Sınavında (2008), Yalın Ses Yayınları
-Özellikle yurtdışında takip ettiğiniz bir lig var mı? Bu ligde izlediğiniz takım var mı?
Elbette ki var. Başta Barcelona olmak üzere Real Madrid, Chelsea, M.United maçlarını büyük bir keyif içinde izliyorum. Ayrıca oğlum Barış, yurtdışında Manchester City taraftarı. Onun hatırına City maçlarını da izliyorum.
-Gelmiş geçmiş en çok beğendiğiniz 11 futbolcuyu öğrenebilir miyiz?
Bunu Türk ya da Türkiye'de oynayan futbolcular olarak anlıyorum. 1 numaraya Lefter ağabeyi koymak gerekiyor sanıyorum. Tabii ki gönlümün 1 numarası Metin Oktay'dır. Can Bartu, Kadri Aytaç, Suat Mamat, Cemil Turan, Hakan Şükür, Gheorghe Hagi, Bülent Korkmaz, Cevad Prekazi derken 10 oldu. Bir de Emre Belözoğlu'nu koyalım, 11 olur ama bunlardan iyi bir takım yapamazsın, savunma zayıf kalır.
Eksik kalmasın diye 11 oyuncu da dışardan seçelim: Pele, Maradona, Di Stefano, Beckenbauer, Cruyff, Bobby Charlton, Gordon Banks, Garrincha, Maldini, Platini, Butragueno.
- Biraz da Türk futboluna yönelelim. Türk futbolunu nasıl buluyorsunuz?
Pek çok yorumcunun tersine, futbolumuzun hiç de kötü durumda olmadığını düşünüyorum. Elbette ki bir yığın eksiklik ve aksaklık var. Çözülmesi gereken bazı sorunlar da önümüzde duruyor ama bütün bunlar Türk futbolundaki önemli ve olumlu gelişmeleri gölgelememeli. Zaten 1994'ten bu yana geçen 16 yıllık zaman diliminde dünya futbolunda kendi çizgisinde en büyük aşamayı gerçekleştirmiş olan ülkedir Türkiye. Tabii buradan bir üst kademeye daha sıçramak gerekiyor. Yani her uluslararası turnuvaya katılabilecek bir kalite düzeyine çıkabilmeliyiz. Çabalar da onun için zaten.
-Bu arada milli takımın başına Guus Hiddink getirildi. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nasıl?
Bu konuda olumlu ve olumsuz birçok şey söylenebilir. Öncelikle Futbol Federasyonunun peşinen yabancı tercihini açıklayıp kendini bağlaması iyi olmadı. Yerli teknik adamların ciddi bir sıçrama yaptıkları dönemde onlardan birine şans tanınması daha iyi olabilirdi. Çünkü milli takımlarda yerli teknik adamların daha başarılı oldukları genel bir olgudur.
Yabancı hocalar arasında Hiddink en doğru tercihlerden biri. Çünkü kariyeri ve kalitesi ortada. Ancak hem biraz gecikilmiş olması hem de bu gecikmenin biraz daha süreceğinin bilinmesi pek hoş değil. Hiç boşluk olmadan Milli Takım hocası göreve başlayabilmeliydi.
-Türkiye'de bu sene şampiyonlukta en çok hangi takımı şanslı buluyorsunuz?
Galatasaray'la Fenerbahçe'nin rakiplerinden birer adın önde oldukları çok açık. Bursaspor ve Kayserispor da yarışı en azından son dönemece kadar sürdürecek gibi görünüyorlar. Beşiktaş'la Trabzonspor'un işi epeyce zorlaştı.
-Avrupa'da Fenerbahçe ile Galatasaray'ı nasıl buluyorsunuz? Nereye kadar ilerleyebilirler?
Bu turda elenmezlerse görevlerini fazlasıyla yapmış olurlar. Bu sezonki başarılı Avrupa performanslarıyla ülkemize önemli puan kazandırdılar. Aslında gruplarını 1. Olarak bitirdikleri için daha kolay rakiplerle eşleşebilmeleri gerekirdi. Ancak kura talihsizliği yüzünden biraz sıkıntıya düştüler. 25 Şubat Perşembe akşamı hiç değilse ikisinden birinin tur atlayabilmesi Türkiye'nin Avrupa puanı açısından önemli.
-Galatasaray'ı yakından takip ettiğinizi görüyoruz. Galatasaray'ı ikinci devre nasıl buldunuz?
Sakatlıklar nedeniyle bir dağınıklık oldu ve Ziraat Türkiye Kupası hedefinden uzak kalındı ama son iki maçta toparlanmış bir görünüm verdi. A.Madrid ve Beşiktaş gibi zorlu rakiplerle deplasmanda oynayıp da kaybetmemek yabana atılacak bir durum değil. Kewell ve Baros'un iyileşip takıma katılmalarıyla daha iyi duruma gelecektir.
-Yeni transferler konusundaki görüşleriniz neler?
Lucas Neill kısa sürede kendini gösterdi ve Sarı Kırmızılı takımın bu sezon yaşadığı savunma sorununu ortadan kaldırabilecek kadar önemli bir adam olduğunu kanıtladı... Jo ve Giovani, sakatlıklardan doğan boşlukları doldurmak için kısa vadeli duşuncenin eseri olarak transfer edildi. Jo iyi kötü oynayabilecek durumda görünüyor ama Giovani ne yazık ki hayalkırıklığı! Uzun süredir oynamıyor oluşu Galatasaray için sorun yarattı. Üstelik Rijkaard onu hazır olmadığı halde takıma koyup 10 kişi oynamaya razı oluyor.
-Herşey için teşekkür ederiz.Bizlere zaman ayırdığınız için.
5 Ocak 1952'de Kastamonu'da doğdum. 1960'ta ailesiyle İstanbul'a geldim. 1968 yılında Sultanahmet Ticaret Lisesinde öğrenimi bıraktım. Askerlik dönüşü TRT İstanbul Radyosunda çalışmaya başladım. 1978'de Beyoğlu Akşam Ticaret Lisesini, 1982'de de Basın Yayın Yüksek Okulunu bitirdim.
1984'te TRT'den ayrılıp Günaydın, Hürgün, Hürriyet, Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl, Saabah-Fotomaç ve Radikal gazetelerinde çalıştım. Halen Zaman gazetesinde spor yazarı olarak çalışıyorum.
1980 yılında Sansür konulu araştırmayla Yunus Nadi ödülü kazandım. 1982'de Dostun Ölümü adlı öykü kitabım Akademi Kitabevi ödülünü aldı ve Varlık Yayınları arasında çıktı.
Çok sayıda radyo oyunu yazdı ve uyguladım. Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanını sahneye uyarladım ve bununla ödül kazandım. Oyun, Prof.Dr. Özdemir Nutku tarafından İzmir'de sahnelendi.
Çeşitli tarihlerde Türkiye Spor Yazarları Derneği ödülleri aldım. 2001 yılında Sansür konulu incelemesiyle 2003'te de spor köşeyazısı dalında yılın gazetecisi ödülünü kazandım. 2002'de Karaman Valiliği Koordinasyonunda Kültür Bakanlığı, TRT, Gazi Üniversitesi gibi kuruluşların ortak kararıyla 'spor basınında Türkçeyi en iyi kullanan yazar' ödülüne layık görüldüm.
Evli ve 1 çocuk babasıyım; halen Türkiye Spor Yazarları Derneği Genel Sekreteri olarak da görev yapıyorum.
Ahmet Çakır'ın yayınlanmış kitapları:
- Dostun Ölümü, Öykü kitabı, 2.baskı 2008, Yalın Ses Yayınları
- Fatih'in Aslanları Futbolun Vatanında (1996), Kendi Yayını
- Türk Futbolu Avrupa Zirvesinde (2000), Kendi Yayını
- O Bir İmparator (2000), Altın Kitaplar
- Milli Takım ve Dünya Kupası (2002), Altın Kitaplar
- 100 Yılın Aslanı (2007), Kendi Yayını
- Türk Futbolu Avrupa Sınavında (2008), Yalın Ses Yayınları
-Özellikle yurtdışında takip ettiğiniz bir lig var mı? Bu ligde izlediğiniz takım var mı?
Elbette ki var. Başta Barcelona olmak üzere Real Madrid, Chelsea, M.United maçlarını büyük bir keyif içinde izliyorum. Ayrıca oğlum Barış, yurtdışında Manchester City taraftarı. Onun hatırına City maçlarını da izliyorum.
-Gelmiş geçmiş en çok beğendiğiniz 11 futbolcuyu öğrenebilir miyiz?
Bunu Türk ya da Türkiye'de oynayan futbolcular olarak anlıyorum. 1 numaraya Lefter ağabeyi koymak gerekiyor sanıyorum. Tabii ki gönlümün 1 numarası Metin Oktay'dır. Can Bartu, Kadri Aytaç, Suat Mamat, Cemil Turan, Hakan Şükür, Gheorghe Hagi, Bülent Korkmaz, Cevad Prekazi derken 10 oldu. Bir de Emre Belözoğlu'nu koyalım, 11 olur ama bunlardan iyi bir takım yapamazsın, savunma zayıf kalır.
Eksik kalmasın diye 11 oyuncu da dışardan seçelim: Pele, Maradona, Di Stefano, Beckenbauer, Cruyff, Bobby Charlton, Gordon Banks, Garrincha, Maldini, Platini, Butragueno.
- Biraz da Türk futboluna yönelelim. Türk futbolunu nasıl buluyorsunuz?
Pek çok yorumcunun tersine, futbolumuzun hiç de kötü durumda olmadığını düşünüyorum. Elbette ki bir yığın eksiklik ve aksaklık var. Çözülmesi gereken bazı sorunlar da önümüzde duruyor ama bütün bunlar Türk futbolundaki önemli ve olumlu gelişmeleri gölgelememeli. Zaten 1994'ten bu yana geçen 16 yıllık zaman diliminde dünya futbolunda kendi çizgisinde en büyük aşamayı gerçekleştirmiş olan ülkedir Türkiye. Tabii buradan bir üst kademeye daha sıçramak gerekiyor. Yani her uluslararası turnuvaya katılabilecek bir kalite düzeyine çıkabilmeliyiz. Çabalar da onun için zaten.
-Bu arada milli takımın başına Guus Hiddink getirildi. Bu konu hakkındaki görüşleriniz nasıl?
Bu konuda olumlu ve olumsuz birçok şey söylenebilir. Öncelikle Futbol Federasyonunun peşinen yabancı tercihini açıklayıp kendini bağlaması iyi olmadı. Yerli teknik adamların ciddi bir sıçrama yaptıkları dönemde onlardan birine şans tanınması daha iyi olabilirdi. Çünkü milli takımlarda yerli teknik adamların daha başarılı oldukları genel bir olgudur.
Yabancı hocalar arasında Hiddink en doğru tercihlerden biri. Çünkü kariyeri ve kalitesi ortada. Ancak hem biraz gecikilmiş olması hem de bu gecikmenin biraz daha süreceğinin bilinmesi pek hoş değil. Hiç boşluk olmadan Milli Takım hocası göreve başlayabilmeliydi.
-Türkiye'de bu sene şampiyonlukta en çok hangi takımı şanslı buluyorsunuz?
Galatasaray'la Fenerbahçe'nin rakiplerinden birer adın önde oldukları çok açık. Bursaspor ve Kayserispor da yarışı en azından son dönemece kadar sürdürecek gibi görünüyorlar. Beşiktaş'la Trabzonspor'un işi epeyce zorlaştı.
-Avrupa'da Fenerbahçe ile Galatasaray'ı nasıl buluyorsunuz? Nereye kadar ilerleyebilirler?
Bu turda elenmezlerse görevlerini fazlasıyla yapmış olurlar. Bu sezonki başarılı Avrupa performanslarıyla ülkemize önemli puan kazandırdılar. Aslında gruplarını 1. Olarak bitirdikleri için daha kolay rakiplerle eşleşebilmeleri gerekirdi. Ancak kura talihsizliği yüzünden biraz sıkıntıya düştüler. 25 Şubat Perşembe akşamı hiç değilse ikisinden birinin tur atlayabilmesi Türkiye'nin Avrupa puanı açısından önemli.
-Galatasaray'ı yakından takip ettiğinizi görüyoruz. Galatasaray'ı ikinci devre nasıl buldunuz?
Sakatlıklar nedeniyle bir dağınıklık oldu ve Ziraat Türkiye Kupası hedefinden uzak kalındı ama son iki maçta toparlanmış bir görünüm verdi. A.Madrid ve Beşiktaş gibi zorlu rakiplerle deplasmanda oynayıp da kaybetmemek yabana atılacak bir durum değil. Kewell ve Baros'un iyileşip takıma katılmalarıyla daha iyi duruma gelecektir.
-Yeni transferler konusundaki görüşleriniz neler?
Lucas Neill kısa sürede kendini gösterdi ve Sarı Kırmızılı takımın bu sezon yaşadığı savunma sorununu ortadan kaldırabilecek kadar önemli bir adam olduğunu kanıtladı... Jo ve Giovani, sakatlıklardan doğan boşlukları doldurmak için kısa vadeli duşuncenin eseri olarak transfer edildi. Jo iyi kötü oynayabilecek durumda görünüyor ama Giovani ne yazık ki hayalkırıklığı! Uzun süredir oynamıyor oluşu Galatasaray için sorun yarattı. Üstelik Rijkaard onu hazır olmadığı halde takıma koyup 10 kişi oynamaya razı oluyor.
-Herşey için teşekkür ederiz.Bizlere zaman ayırdığınız için.
TEK VAZGEÇİLMEZİM'İN ÖZEL HABERİDİR.KAYNAK GÖSTERİLMEDEN KULLANILAMAZ.
0 yorum:
Yorum Gönder